Şişmanlık ve Beslenme
Şişmanlık ve Beslenme
0 oy, 0.00 oran. oy (0%)

Anne karnından beri besleniyoruz. Beslenmek korunmak gibi –ki anne karnı en korunaklı yerdir hepimiz için-  en temel ihtiyacımız. Fakat günümüzde beslenmek için seçilen yollar bir şekilde bizi rahatsız edebiliyor.

Özellikle gelişmiş ülkelerde hızla artan aşırı kilolu olma durumu, buna obezite diyoruz, yanlış beslenmenin temel sonucudur.  Gelişmiş ülkelerin derdi gibi görünen bu sorun, giderek tüm dünyayı tehdit etmektedir.  Sebebi de hızlı ve yanlış beslenme…

İnsanın yaşamını sağlıklı sürdürmesi gerek duyduğu enerjiyi almasına bağlı. Sorun da buradan çıkmakta. Şöyle ki, geçmişte çalışma şartları ağır ve vücut ağırlıklı iken şimdi durum daha farklı. Çoğumuz masa başında ve hareketsiz çalışma ortamlarında bulunmakta. Siz hiç inşaatta çalışıp da kilo sorunu çeken birini gördünüz mü?

Ben aslen Karadenizliyim. Bir yaz tatil için babamın köyüne gittiğimde oradaki akrabalarımla yaylaya çıktım.  20’li yaşlardaydım ve köyden yaylaya yürüyerek yaklaşık üç saatte gidebildik. Ben tırmanarak ve patika yollardan yürüyerek gidilen yolun sonunda iyice yorgun düşmüştüm ama yaşça benden epey ilerde olan kişilerde hiçbir yorgunluk belirtisi yoktu. Hatta birkaç gün sonra yayladan köye sabah erkenden bir akrabamın, yaşı yaklaşık 60, inmesi gerekmişti ve O kişi öğleden sonra da geri gelmişti. Biz şehirde yaşayanların aklının alamayacağı bir durum değil midir bu? Ve orada yaşayanların bir öğünde tükettiği besinleri biz belki de bir günde tüketiyoruz. Ama ben orada şişmanlık sorunu yaşayan kimse görememiştim.

Bizim için sorunun temelinde hareketsiz kalmak yatıyor. Ama bu durum tek başına bir şey ifade etmemekte, çünkü sadece hareketsiz kalmak şişmanlatmaz. Kaslarımızın güçsüzleşmesini ve sağlığımızın olumsuz etkilenmesini sağlar ama şişmanlamak için tüketemeyeceğimiz kadar enerji almamız gerekir. Yani yemek yememiz gerekir.

Pekiyi, ne yiyeceğiz? Günümüz insanı hızlı yiyor. Hızlı yemek zorunda kalıyor. Şehirdeki yaşam aslında gerçek metabolizma hızımızdan daha fazla bir hızla yaşamamızı gerektiriyor. Bu aslında paradoks gibi görünebilir, hem hızlı yaşamak zorundayız hem de hareketsiz kalıyoruz, bu nasıl oluyor? Hızı hayatımıza farklı şekilde sokuyoruz aslında. Yemeği yavaş yavaş ve sindirerek yemek gerekirken, fast-food alışkanlığı hızlı ve doğal olmayan bir beslenme alışkanlığı olarak karşımıza çıkıyor. Kahvaltı yapmıyor geçiştiriyoruz, öğle yine hızla hazır yiyeceklere yöneliyoruz, geriye bir akşam kalıyor ve onda da eve zamanında girebilmişseniz yemek yapmaya vaktiniz varsa yemek yapıyor ve yiyorsunuz. Amaç sokağın hızına ayak uydurmak, yemek yemek zahmetli bir iş ve asıl işimizden bizi alı koyuyor. Fakat asıl işimize verdiğimiz önem bizi ölüme yaklaştırıyor. Şişmanlıyor; kalp, damar rahatsızlıkları, şeker gibi birçok rahatsızlığa da davetiye çıkarıyoruz.

Obezitenin gelişmesinde öne çıkan bir sorun da yaşamın başladığı ilk yıllarda ki beslenme alışkanlıkları. Anne sütü beslenmek için en ideal besindir bebekler için. Fakat annelerin beslenmesi besledikleri bebeklerini de etkilemektedir. Her şey birbiriyle bağlantılı aslında. Sağlıklı olmak için hareketleneceğiz, doğru besleneceğiz, yavaş yiyeceğiz. Doğal besinlere yönelip çocuklarımızın da yemek alışkanlıklarını doğru düzgün edinmelerini sağlayacağız. Kahvaltı yapmadan çıkan bir ebeveynin çocuğuna zorla kahvaltı yaptırmaya çalışması ne kadar etkili olabilir ki. Ya da abur cuburla öğün atlatan birinin, kola ve benzeri içecekleri evinde bulunduran ve öğünlerde tüketen bir ailenin çocuğun sağlığı için ne denebilir!

Bu hayat sizin, dilediğiniz gibi yaşamak hakkınız ve seçimleriniz her şeyi belirliyor. Seçimlerinizden dolayı oluşan durumlar hakkında şikayet etme lüksünüz yok.

Sevgiyle…



8 Mart 2012

0 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0
Bu sitenin hosting sağlayıcısı Domainsitesi.com Hosting ile verilmektedir.