Nereden çıktı bu vejetaryenlik?
Nereden çıktı bu vejetaryenlik?
0 oy, 0.00 oran. oy (0%)

“Şimdi sana huzur içinde bakabilirim; artık seni yemiyorum”, KafkaBir akvaryumdaki balığı seyrederken, 1883-1924.

 

nereden-cikti-bu-vejetaryenlikDüşünün, misafiriniz var ve onun için mükellef bir sofra kurmuşsunuz.  Ana yemeğiniz fırında sebzeli köfte, başlarken et suyunda hamurlu çorba ikram edeceksiniz. Ançuezli bir salata yaptınız, tatlı olarak da merengli pasta ikram edeceksiniz. Sonuç, gelen misafir ve ev sahibesi için maalesef “hüsran” olacak çünkü karşınızda bir vejetaryen var.

 Peki, nereden çıktı bu vejetaryenlik?

Günümüzde vejetaryenlik hayvancılık endüstrisinin hayvanları “üretme” ve “kullanma” biçimlerini temel göstererek, ahlâki, ekolojik, ve tıbbî sebeplerle hayvansal ürünler tüketmemek anlamına geliyor. Vejetaryenler beslenme alışkanlıklarını değiştirmenin, ekolojik tahribatın azalması için atılacak en kolay ve doğrudan adım olduğuna inanırlar.

Türkiye’de yemek kültürü açısından vejetaryenlik çok yeni bir kavram olsa da, dünyada oldukça eskidir. Yaradılış esas alındığında Hz. Adem ve Hz. Havva otoburdurlar. Antropologlara sorulduğunda, bundan üç buçuk milyon yıl öncesinde atalarımız meyve yiyici diye tanımlanan bir beslenme alışkanlığına sahiptiler. Buzul çağı ile bu beslenme biçiminin hepçil(hem ot hem de et yiyen) olarak dönüştüğü sanılır. İlk Hıristiyan ve Yahudilerin et yemediği söylenir. Hz. İsa’nın öğrencilerinden aziz Paul Romalılara yazdığı bir mektupta “et yememek iyidir… “ diye yazmıştır. Eski insanlara en yakın örnek Avustralya Aborjin’lerine bakıldığında ağırlıklı sebze ve meyve ile beslendikleri görülür. Güney Amerika’da İnka yerlileri; İran’da Maniciler, Uzak Doğu’da Hinduizm, Budizm gibi din ve öğretilerin takipçileri, vejetaryenliğin binlerce yıl öncesine dayanan uygulayıcılarından sadece bazılarıdır.

Ahlâk, çileci inanış ve beslenme gibi sebepler, binlerce yıl öncesinden beridir kimi kültürlerin etyemez bir diyeti tercih etmelerinin başlıca sebebidir.

Çağlar boyu dini, yerel ve kültürel toplulukların, kısmen ortak kısmense kendilerine özgü sebep ve yaklaşımlarla sürdürdükleri vejetaryenlik, modernleşmeyle birlikte evrensel bir yaklaşıma dönüşmüştür. Bu yaklaşım duyarlı insanların, endüstrileşmenin bir sonucu olarak hayvanların yetiştirilme ve kullanım biçimlerindeki şiddetti kabul görmemelerine, bu sebeple vejetaryenliği bir yaşam biçimi olarak benimsemelerine sebep olmuştur.

Etimolojik olarak baktığımızda “vejetaryen” kelimesi sanılanın aksine vegetable (ingilizcede sebze) sözcüğünden değil, latincede “etkin, canlı ve sağlıklı anlamına gelen “vegetus” kelimesinden türemiştir.

Platon, Epikuros, Pisagor, Leonardo da Vinci, Jean Jacques Rousseau, Charles Darwin, Lev Tolstoy, George Bernard Shaw, Franz Kafka, Vincent van Gogh, Paul McCartney, Buda, Mahatma Gandhi, Albert Einstein ünlü vejataryenlerden bazılarıdır.

Vejetaryenler kendi içinde guruplara ayrılırlar. En katı beslenme veganlara aittir. Et ya da yumurta, bal, süt/süt türevleri ve balık gibi herhangi bir hayvansal ürünü asla tüketmezler. Yalnızca bitki temelli, kuru baklagiller ve sebzelerle beslenirler. Bazı vejetaryenler balık yerler, bazıları süt ve süt ürünlerini tüketirler.

Yanlış anlaşılmasın, ben vejetaryen değilim.  Ama siz, gelecek olan vejetaryen bir misafir hakkında daha hazırlıklısınız.

Yeni Şafak pazar eki yazımı gazetede görüntülemek isterseniz tıklayın…

 



22 Ocak 2013

0 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0
Bu sitenin hosting sağlayıcısı Domainsitesi.com Hosting ile verilmektedir.