Bir tatlı huzur almaya geldim
Bir tatlı huzur almaya geldim
0 oy, 0.00 oran. oy (0%)

Yazıyı okurken elinizde çikolata olmalı. Yavaş yavaş ağzınızda emerek tüketirken çikolatanızı yazıyı öyle okumalısınız. İsterseniz şimdi kendinize bir bardak süt koyun, acı bir çikolatayı da elinize alın oturun koltuğa ve Aztekler’den Avrupa’ya ve dünyaya yayılan bu tadın peşinde sizde yolculuğa çıkın.

Behçet Kemal Çağlar’ın sözleri Münir Nurettin Selçuk’un bestesi, o unutulmaz Kalamış şarkısında nakarat bölümüdür ‘’Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tan ah Kalamış’tan’’. Kalamış bölümünü bir süreliğine unutun ve yerine çikolatayı koyun, ‘’Bir tatlı huzur almaya geldik çikolatadan ah çikolatadan’’.  İşte çikolatanın bizde yarattığı etki böyle bir şey; bir tatlı huzur, mutluluk anı, her ısırıkta derin bir mmmmm durumu, bir baş dönmesi ve keyif.

Mutluluk hormonu olan endorfinin salgılanmasında önemli bir etken olan çikolata, çocuklardan yetişkinlere herkesin sevdiği bir yiyecek. Canı sıkılan, sorunlarla başa çıkmak için kara kara düşünen birinin hiç fark etmeden çikolata kabını yavaş yavaş açtığını görmüşsünüzdür. Belki de yaşadınız. Ne yaptığınızı bile bilmeden çikolatayı açıp ağzınıza attığınızda, ağzınızda eriyen o tatla birlikte vücudunuzda beliren gevşeme, sizi stresli anınızdan alıp daha dingin, belki de tek ihtiyacınız olan dinginlik haline sürüklemesi boşuna değil.  Bu sihirli tada dünya nasıl kavuştu merak ediyorsanız aşağıdaki paragraflarda kakao ve dolayısıyla çikolatanın tarihsel serüvenini bulacaksınız.

Kakao ağacının çekirdek denen tohumlarından yapılan enfes bir tat, adı Çikolata. Hangimiz çikolataya hayır diyebilir ki. Güney Amerika yerlilerinden Mayalar M.S. 600 yılında çikolatalı içecek yaparlar. Maya ve Aztekler de çikolata yönetici sınıfın içeceğiydi. Halkın çikolata içmesi için özel bir durumun olması gerekiyordu. Amerika kıtasının beyazlar tarafından bilinmesi çikolatanın da Avrupa’ya gelmesini sağladı. Aztekler ve Mayalar suyla karıştırıp içtikleri bu besin değeri yüksek içeceğe, ‘’ekşi, acı içki’’ anlamına gelen ‘xocoatl’ diyorlardı ve Avrupalılar da bu addan yola çıkarak çikolata dediler.   İspanyollar şeker kullanmaya başladılar. İngilizler ise içecek yapılmak üzere katı çikolata yapmaya başladılar. Bu gelişmeden sonra çikolata evleri bütün Avrupa’ya yayıldı. 1700’lü yıllarda ise süt katılmasıyla günümüzde tükettiğimiz çikolatanın ilk hali ortaya çıktı. Ülkemizde de çikolata üretimi 1927 yılında İstanbul Feriköy’de kurula ilk çikolata fabrikasıyla başladı.

Kakao, Batı Afrika, Batı Hint Adaları ve Güney Amerika’da üretiliyor. Kakao ağaçları dört yaşından sonra meyve vermeye başlıyor. Boyu 4-10 metre olan ağaç yılda iki kez ürün veriyor. Gövdeye ya da ana dallara yakın yerlerde çıkan meyve, olgunlaştığında uzunluğu 35 cm kadar oluyor. Bir meyvenin içinde yaklaşık 2,5 cm boyunda 20-40 tohum, yani kakao çekirdeği bulunuyor. Etli, olgun meyvelerin içinden çıkarılan çekirdekler birkaç gün muz yaprağında mayalandırılıyor. Daha sonra güneşte kurutulup çekirdekleri fabrikada işlenmeye hazır hale getiriliyor. Fabrikada temizlenen kakao çekirdekleri kavrulup öğütülüyor. Elde edilen macun görünümündeki sıvı, çikolata yapımında kullanılıyor. Sonrası mı? Sonrası iyilik güzellik…



13 Nisan 2012

0 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0
Bu sitenin hosting sağlayıcısı Domainsitesi.com Hosting ile verilmektedir.